MYTURKIYE
MYTURKIYE
MYTURKIYE
İSTANBUL / Topkapı Sarayı
MYTURKIYE    
 
Turkish YABANCILAR İÇİN TÜRKÇE
 TÜRKİYE BÖLGELER HARİTASI
   
İSTANBUL
KULELER
KEMER, SARNIÇ, ÇEŞME VE SEBİLLER
CAMİ VE TÜRBELER
İSTANBUL / SARAYLAR
Topkapı Sarayı
Dolmabahçe Sarayı
Beylerbeyi Sarayı
Yıldız Sarayı
Çırağan Sarayı
KÖŞK VE KASIRLAR
İSTANBUL / MÜZELER
   

   
 
   


                                   III. AHMET KÜTÜPHANESİ
III. Ahmet tarafından 1718 yılında Lâle Devri üslûbunda yaptırılmıştır. Kubbe ve tonozlarla örtülü olan bu kütüphanenin iç duvarları göz alıcı İznik çinileriyle kaplanmış olup kapı ve pencere kapakları ahşap üzerine sedef ve fildişi kakma olarak yapılmıştır. Kubbeli orta mekânda sütunlarla ayrılan aynalı tonozlarla örtülü üç bölüm minderli sedirlerle döşenmiş ve önlerine ahşap oymalı rahleler kurulmuştur. Arkalarında kitapların muhafazası için telli dolaplar vardır.
Kütüphanenin en ilginç eşyalarından  biride vitrin içinde sergilenen Sultanahmed Camii ve Kütüphanesinin temel atma törenlerinde kullanılan kazmadır.
Bu şirin kütüphaneyi gördükten sonra gezi yolumuza Türk işlemeleri bölümünü görmekle devam edelim.
Bu seksiyonda özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde bazı tezgâhlarında  dokunan kumaşlar ve ayrıca imparatorluk dönemine ait bazı giysiler ile Karagöz gölge sanatına ait motifler teşhir edilmiştir.
Bâb-ı Saadet kapısından geçerek sağa doğru dönüp biraz ilerlediğimizde vaktiyle sarayın iç hazinesi olan silâh seksiyonu ile karşılaşırız. Bu bölümdeki Türk ve İslâm dünyasına ait çeşitli devirlerde yapılmış savaş aletlerinden kılıçlar, zırhlar, tüfekler. tabancalar, kalkanlar, mızraklar, ok ve yaylar ziyaretçilerin büyük ölçüde dikkatlerini çekmektedir.
Silâh seksiyonunda sonra yüzyıllar boyunca Osmanlı siyasetinde mühim kararların alındığı Kubbe altına gelinir. Günümüzde Gölgelik(Seyeban) denilen bir Osmanlı Çadırı da bu bölümün bir kısmında teşhir edilmektedir.

1635 yılında Revan seferinin anısına yaptırılan sekizgen plânlı Revan Köşkü’nün içinden bir bölümünün görünüşü.

Duvarlarının nefis çinileri ve pencere kanatlarındaki sedef kakmaları ile bütünleşen köşkün içi mavinin çeşitli tonlarındaki çinilerle kaplanmıştır. Alt ve Üst pencerelerden süzülen ışıkla aydınlatılmış, sedir, rahle, XV. Lui’nin I. Mahmut’a hediye ettiği bir mangal ve büyük bir vazo ile dekor tamamlanmıştır.

 

Bağdat köşkü

KUBBEALTI           
Burası Divan-ı Hümayun’un (Bakanlar Kurulu) toplantı yeridir. Bina, Kanuni Sultan Süleyman zamanındandır. Fatih Sultan Mehmed padişahların divana başkanlık etme adaletlerini kaldırmış, bundan sonra bu görevi sadrazamlar yürütmüşlerdir.
Karşımıza gelen duvardaki kafesli pencere Harem’e açılır. Padişah İstediği zaman, bu kafesin arkasından varlığı hissettirmeden Divan toplantılarını izleyebilirdi. Sadrazamlar yabancı elçileri burada merasimle kürkler giydirerek buradan padişahın huzuruna çıkarmışlardır. Sağdaki bölüm Divit(kalem) Odasıdır. Divan kararları burada kaleme alınırdı. Bu binanın arkasında yükselen kulenin kaidesi Fatih devrinden olup üst kısmı II. Mahmud devrinde onarılmıştır.
Osmanlı devrinde Adil veya Adalet Köşkü diye anılırdı.Bu ilk haliyle sarayın Fatih devrinde bir iç kale olarak inşa edildiği ve kulenin de tek olmayıp altı adet olduğu kalan izlerden ve Matrakçı Nasuh’un minyatürlerinden anlaşılmaktadır.

HAREM    
Osmanlı Sarayının en merak edilen yerlerinden birisi hiç şüphe yok ki, Harem kısmıdır. Burasının örf ve adetleri de Topkapı’da olduğu gibi Dolmabahçe Sarayında ve diğer Osmanlı Saraylarında da devam edip gelmiştir. Biz şimdi yaşantısıyla son derece ilginç olan bu yer hakkında biraz bilgi verelim. Asıl adı “Dar‘üs-saade” saade olan Harem, girilmesi yasak saadet evi anlamına gelmektedir. Daha yaygın olarak Harem denilen bu yer, ortada sultanın yattığı yerde bunun etrafındaki Valide Sultan, Kadınefendiler, cariyeler, sultanlar, şehzadeler, Haremağaları daireleri gibi içiçe girmiş dairelerden oluşan bir yapı topluluğudur.
Tabii, haremin efendisi sultandır, ondan sonra gelen en nüfuzlu kişi ise Valide Sultan denilen padişahın annesidir. Beylerbeyi, Valiler ve çeşitli yerlerden Sultana gönderilen hediyeler yanı sıra kusursuz ve çok güzel kızlar da armağan edilirdi, bu küçük yaştaki kızlardan seçilen cariyeler, Harem’de mûsiki, edebiyat, saray adâbı gibi bir çok hususlarda uzun süre acemi mekteplerinde eğitilir, ancak ondan sonra padişaha taktir edilirdi, bu acemi mektebini bitirmeyen cariyeyi kabul etmeleri adetten değildi. Padişah eğitimini tamamlayan, kendisine takdim edilen zeki ve güzel kızlar arasından beğendikleriyle evlenir, bunlar sırasıyla birinci, ikinci, kadınefendi diye anılırlardı. Bilinenlerin aksine acemi mektebini bitiren cariyeler, 9 yıl çeşitli yerlerde hizmet gördükten sonra isterlerse çırağ çıkarılarak saraydan ayrılabilir, diledikleri kişilerle evlenebilirlerdi. Osmanlı sultanlarının evlenecekleri kızları, haremlerinden yetiştirilen cariyelerden seçmelerinin espirisi, çeşitli aileleri hanedanlığa ortak kılmamak, onları Osmanlı sarayının nüfuzundan faydalandırmamak içindir. Böylelikle Osmanlı imparatorluğunun ilk kuruluş yıllarında uygulanan ve çok zararlı görünen dışardan kız alma geleneğinden vaz geçilmiş padişaha eş olacak güzel kızlar çok küçük yaşta hareme alınarak özel olarak eğitildikten sonra seçilmiştir.



<<
1 2 3 4 5

13

14 15 16 17 18 19 20
>>
  21 22 23 24 25 26                      
 Videolar
 Sık Kullanılanlara Ekle
 Arkadaşına Tavsiye Et
 Anasayfam Yap

     
 
 
   
 


 
   
TÜRKÇE
MyTurkiye.info E-posta Gönder
Tasarım SystemImage 2007
ENGLISH DEUTSCH FRANÇAIS ESPAÑOL ITALIANO NEDERLANDS 日本語 РУССКИЙ 中文