
KUBBEALTI
Burası Divan-ı Hümayun’un (Bakanlar Kurulu) toplantı yeridir. Bina, Kanuni Sultan Süleyman zamanındandır. Fatih Sultan Mehmed padişahların divana başkanlık etme adaletlerini kaldırmış, bundan sonra bu görevi sadrazamlar yürütmüşlerdir.
Karşımıza gelen duvardaki kafesli pencere Harem’e açılır. Padişah İstediği zaman, bu kafesin arkasından varlığı hissettirmeden Divan toplantılarını izleyebilirdi. Sadrazamlar yabancı elçileri burada merasimle kürkler giydirerek buradan padişahın huzuruna çıkarmışlardır. Sağdaki bölüm Divit(kalem) Odasıdır. Divan kararları burada kaleme alınırdı. Bu binanın arkasında yükselen kulenin kaidesi Fatih devrinden olup üst kısmı II. Mahmud devrinde onarılmıştır.
Osmanlı devrinde Adil veya Adalet Köşkü diye anılırdı.Bu ilk haliyle sarayın Fatih devrinde bir iç kale olarak inşa edildiği ve kulenin de tek olmayıp altı adet olduğu kalan izlerden ve Matrakçı Nasuh’un minyatürlerinden anlaşılmaktadır.
HAREM
Osmanlı Sarayının en merak edilen yerlerinden birisi hiç şüphe yok ki, Harem kısmıdır. Burasının örf ve adetleri de Topkapı’da olduğu gibi Dolmabahçe Sarayında ve diğer Osmanlı Saraylarında da devam edip gelmiştir.
Biz şimdi yaşantısıyla son derece ilginç olan bu yer hakkında biraz bilgi verelim.
Asıl adı “Dar‘üs-saade” saade olan Harem, girilmesi yasak saadet evi anlamına gelmektedir.
Daha yaygın olarak Harem denilen bu yer, ortada sultanın yattığı yerde bunun etrafındaki Valide Sultan, Kadınefendiler, cariyeler, sultanlar, şehzadeler, Haremağaları daireleri gibi içiçe girmiş dairelerden oluşan bir yapı topluluğudur.
Tabii, haremin efendisi sultandır, ondan sonra gelen en nüfuzlu kişi ise Valide Sultan denilen padişahın annesidir. Beylerbeyi, Valiler ve çeşitli yerlerden Sultana gönderilen hediyeler yanı sıra kusursuz ve çok güzel kızlar da armağan edilirdi, bu küçük yaştaki kızlardan seçilen cariyeler, Harem’de mûsiki, edebiyat, saray adâbı gibi bir çok hususlarda uzun süre acemi mekteplerinde eğitilir, ancak ondan sonra padişaha taktir edilirdi, bu acemi mektebini bitirmeyen cariyeyi kabul etmeleri adetten değildi. Padişah eğitimini tamamlayan, kendisine takdim edilen zeki ve güzel kızlar arasından beğendikleriyle evlenir, bunlar sırasıyla birinci, ikinci, kadınefendi diye anılırlardı. Bilinenlerin aksine acemi mektebini bitiren cariyeler, 9 yıl çeşitli yerlerde hizmet gördükten sonra isterlerse çırağ çıkarılarak saraydan ayrılabilir, diledikleri kişilerle evlenebilirlerdi. Osmanlı sultanlarının evlenecekleri kızları, haremlerinden yetiştirilen cariyelerden seçmelerinin espirisi, çeşitli aileleri hanedanlığa ortak kılmamak, onları Osmanlı sarayının nüfuzundan faydalandırmamak içindir. Böylelikle Osmanlı imparatorluğunun ilk kuruluş yıllarında uygulanan ve çok zararlı görünen dışardan kız alma geleneğinden vaz geçilmiş padişaha eş olacak güzel kızlar çok küçük yaşta hareme alınarak özel olarak eğitildikten sonra seçilmiştir.
|