İşte böylesine renkli böylesine öykü dolu şimdi sessiz duran Haremin boş koridorlarında geçmişin şen kahkahalarını duyarak ve öykülerini düşünerek gezelim.
HAREMİN GEZİLMESİ
Harem dairesi çeşitli devirlerde yapılmış, girift yapılardan oluşan oldukça karmaşık plana sahip bir yapı kompleksidir. Her devirden örnek veren süslemeleriyle olduğu kadar tarihi olayları ve entrikalarıyla da dikkati çeken bu yer, Topkapı Sarayı’nın hiç şüphesiz en ilgi çekici köşelerinin başında gelmektedir.
Kanuni zamanında tesis edilen ve II. Mahmud zamanına kadar her sultan zamanında yeni binalar eklenerek 6720m x lik bir alana yayılan üç veya beş katlı binalardan oluşan Harem’de 259 oda, 46 helâ, 12 sandık odası, 8 hamam dairesi, 8 geçit sofası, 1 hastahane ve tecrit odası, 2 koğuş, 4 mutfak, 6 kiler dairesi, 1 yüzme havuzu vardır. Ayrıca şehzadeler mektebi ve bodrumlarda Harem hapishaneleri bulunuyordu.
Harem’e bugün Kubbealtı’nın arkasına düşen eski dönemlerde araba kapısı olarak adlandırılmış küçük bir kapıdan girilmektedir. Kadınefendiler ile Sultan efendilerin arabalara binmek için kullandıkları bu kapıdan Harem’e adımımızı attığımızda kendimizi Dolaplı Kubbe adı verilen bir methalde buluruz.
Bu dikdörtgen avluyu geçtikten sonra duvarları nefis çinilerle kaplı nöbet yeri diye isimlendirilen ikinci bir bölüme gelinir. Duvarları Kütahya çinileriyle kaplı bu bölüm Haremağalarının nöbet yeridir. Buradan soldan bir kapı ile Siyah Ağalar Mescidine geçilir. Tavana kadar çinilerle kaplı olan bu bölümde sedef kakmalı vaiz kürsüsü son derece dikkati çekmektedir.
Yolumuza devam edip önü revaklı taşlı bir yoldan ilerlersek Siyah Ağalar Koğuşuna ulaşırız.
SİYAH AĞALAR KOĞUŞU
Siyah Ağalar Koğuşu uzunca bir koridor ve bunun etrafına sıralanan çeşitli odalardan meydana gelmiştir. Bu uzunca koridorun tam karşısında mavi Kütahya çinileriyle kaplı büyük bir ocak yer alır. Sağ taraftaki duvarda asılı olan Ramazan davulu ve falaka ise ziyaretçilerin tüm ilgisini üzerinde toplar. Davulun sahur zamanında Harem halkını uyandırmak için, falakanın ise suç işleyen ağaları cezalandırmak amacıyla kullanıldığı söylenmektedir. Alt kattaki odaları oldukça kasvetli olan bu üç katlı binada üst katlarda genç ağalar, alt katlarda ise yaşlı ağalar kalırlardı.
Buradan ayrılıp son derece zarif bir yapı olduğu dıştan bile fark edilen Kızlarağası dairesi ve şehzadeler mektebinin önünden ilerleyerek bütün duvarları çeşitli dönemlere ait çinilerle kaplı bir taşlığa girelim. Karşıda yer alan kapı cümle kapısıdır. Bu kapıdan içeriye girdiğimizde üstü örtülü geniş bir taşlıkla karşılaşırız. Eskiden Harem ağalarının nöbet tuttukları, üç kapıya sahip, simetrik olarak yerleştirilmiş kenarları ahşap üzerine altın yaldızlarla tezyin edilmiş büyük endam aynalarıyla dikkati çeken bu yerden sonra Kadınefendiler taşlığına giden yola sapalım, yolun sol tarafında yemeklerin konulması için mermer masalar vardır. Burayı geçtikten sonra Kadınefendiler taşlığına ulaşırız. Soldaki sütunlu ve revaklı kısımda kadınefendiler hamamı ile bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmenin tam karşısındaki kapıdan Kadın Efendiler Dairesine geçilir.
KADINEFENDİLER DAİRESİ
Buradan ahşap bir kapı ile giriş holüne gelinir. Sağdaki set üzerinde ahşap işlemeli bir sandık ve gömme dolap yer alır. Kütahya çinileriyle kaplı duvarlar yer yer tamir görmüştür. Buradan dar bir koridora geçilir. Sağda tuvalet solda yukarı çıkan merdivenler yer alır. Buradan esas odaya geçilir. Sağdaki duvarda dolap, ocak ve çeşme görülür. Karşıda vitraylı pencereler ocak tamamen tamir görmüştür. Duvarları çinilerle kaplı odayı ipek kumaşlı sedirler ve ortada yer alan bakır bir mangal süsler. Soldaki küçük dolaplı oda ise yüklük olarak kullanılmıştır. Koridordaki merdivenle çıkılan yerde Kadınefendilere ait 9-10 kadar oda mevcuttur.
Küçük odanın tavanı malakâri tekniğinde düz tavan olup asıl oda kubbeli ve renkli kalem işidir.
Bu odayı gördükten sonra tekrar taşlığa çıkıp soldaki kapıdan küçük bir antre ile Valide Sultan dairesine gidelim.
|