MYTURKIYE
MYTURKIYE
MYTURKIYE
İSTANBUL / KEMER, SARNIÇ, ÇEŞME VE SEBİLLER
MYTURKIYE    
 
Turkish YABANCILAR İÇİN TÜRKÇE
 TÜRKİYE BÖLGELER HARİTASI
   
İSTANBUL
KULELER
KEMER, SARNIÇ, ÇEŞME VE SEBİLLER
Kapalı Çarşı
Mısır Çarşısı
CAMİ VE TÜRBELER
İSTANBUL / SARAYLAR
KÖŞK VE KASIRLAR
İSTANBUL / MÜZELER
   

   
 
   


            Romalıların suyu ne kadar çok sevdiklerini bugün tören yerlerinde görülen görkemli hamamlarından anlamaktayız.İstanbul’u aldıklarında da muntazam ve iyi bir su şebekesi kurmuşlardır.Bu su şebekesi Bizans devrinde hatta Osmanlı devrinde onarılarak kullanılmış olup günümüzde ise terkedilerek tarihi eser olarak korunmaktadırlar.
Uzak yerlerde bulunan sular yapılan kemerlerle İstanbul’un içlerine kadar getirilebilmiştir. Bugün ayakta kalabilen bu kemerlerden biri Bozdoğan kemeridir. İmparator Valens tarafından 364-378 yılları arasında, Fatih ile Beyazıt arasındaki çukurluğu ortadan kaldırmak için yapılmıştır.Yontma taştan olup 63m. yüksekliğinde ve 1km. ye yakın uzunluktadır.   
Bizans devrinden kalma ikinci kemer 368 yılında yapılan 104m uzunluğundaki Mazlum kemeridir. Osmanlı devrinde de Eğri veya Kovuk kemer denilen kemer yapılmıştır. Kemerburgaz yakınında 35m. yüksekliğindeki bu kemer biri 126 diğeri 216m.lik iki kısımdan oluştuğu için Eğri kemer adını almıştır.
Bahçeköy kemeri ile yedi bent arkasında toplanan suyu İstanbul’a taşıyan diğer kemerler 257m. uzunlukta 35m yüksekliğindeki Alibeyderesi üzerinde Moğlova kemeri, 710m. uzunlukta 26m yüksekliğindeki Burgaz yakınında Uzun kemer, 165m. uzunluğunda Cebeci köyü yakınındaki Güzelce kemerdir. Büyük Türk mimarı Sinan’ın eserleri olan bu kemerler gözlerin ahengi, temellerindeki mahmuzlarıyla nefis sanat eserleridir.
Su kemerlerinden başka savunma anında şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere kapalı ve açık sarnıçlarda yapılmıştır.Bizans devrinde yapılmış olan en büyük kapalı sarnıç Binbirdirek sarnıcıdır. Justinianus devrinde yapılan sarnıç 54m.genişliğinde, 64m. uzunluğunda olup yüksekliği 14m.dir. Etrafı 2,92m kalınlıkta duvarlarla örülen sarnıcın içinde 224 adet sütun bulunmaktadır. Üstü manastır tonozu ve kemerlerle örtülüdür. Bugün Divanyolu arkasına düşen çocuk parkı altındadır.  
İkinci büyük sarnıç ise yine Justinianus tarafından yaptırılan Yerebatan sarayıdır, 140m. uzunluğunda, 70m genişliğinde ve 8m. yüksekliğindeki sarnıç Ayasofya civarındadır.         Diğer bir kapalı sarnıç da büyük postanenin arkasına düşen acımusluk sokağında bulunan İsa sarnıcıdır.
Açık sarnıçlar ise Sultanselim Camii yanındaki 152x152 m. ebadında 10m. derinlikteki Aspar sarnıcı, Hekimoğlu Alipaşa camii yanındaki 170x147m. ebadında 10,5 m. derinlikteki Çukurbostan veya Mocius sarnıcı ve Edirnekapı da şimdi futbol sahası olarak kullanılan Etius sarnıcıdır. İstanbul’da irili ufaklı bir çok sarnıç daha bulunmaktadır.
İstanbul’un su ihtiyacı Halkalı, Kırkçeşme ve İstanbul’un kuzeyinde Belgrad ormanlarındaki bentlerden temin edilmektedir. Halkalıdan Mazlum ve Alipaşa kemeriyle getirilen sular Roma devrinden kalma Bozdoğan kemeri ile Fatih ve Süleymaniye arasındaki çukurluğu aşmış ve şehre su dağıtımı sağlanmıştır.      

 

 

 

Ayrıca Kağıthane deresi ile Alibey deresi etrafında kurulan Kırkçeşme tesislerden faydalanılmış, Kanuni devrinde bu su şebekeleri kâfi gelmeyince Belgrad ormanlarındaki sular bentlerde toplanarak nefis kemerlerden geçirilmiş İstanbul’un su ihtiyacı karşılanmaya çalışılmıştı.          
İstanbul II. Abdülhamit zamanında getirilen Hamidiye suyu ile takviye edilmiş, Anadolu yakasının suları ise Elmalı bendi ile karşılanmaya çalışılmıştır. Bu sular İstanbul’un içine birbirinden güzel çeşmelerle dağıtılmış, İstanbul nefis çeşme örnekleriyle donatılmıştır. Rumeli tarafında 400 olmak üzere bütün İstanbul’da 794 çeşme bulunmaktadır. Kimisi bir duvara dayalı yalnız cephesi görülür, kimisi bir bir köşeye yapılmıştır, kimiside meydanlar da en güzel mimari eser olarak hem o meydanı süslemiş hem de gelip geçene su vermiştir. Ayrıca bunlar nefis döküm ve mermer işçiliğinin nadir eserleridir.
1580 de yapılan Kılıç Ali Paşa sebili, 1594 de mimar Davut Ağa nın yaptığı Koca Sinan Paşa sebili, Aksaray Valide sebili, Laleli sebili, Dolmabahçe Hacı Emin Ağa, Kabataş ta Koca Yusuf Paşa, Sultanahmet’te Cevri Kalfa, Azapkapı’da Valide Saliha Sultan, Ayasofya köşesinde Sultan İbrahim sebilleri İstanbul’u süsleyen önemli sebillerdir.
Su ve şerbet dağıtmak maksadıyla bir türbe veya sıbyan mektebi yanına yapılan bu sebiller pencere,  köşe, cephe ve abidevi olmak üzere dört çeşittir ve bunlardan 130 kadarı günümüze ulaşabilmiştir.
İstanbul’u süsleyen diğer bir sanat eseri de meydan çeşmeleridir. Bunların en mühimi Topkapı sarayının Bab-ı Hümayun kapısı önünde ve Ayasofyanın yan tarafındaki üçüncü Ahmet Çeşmesidir. Sadrazam İbrahim paşa üçüncü Ahmet’e hediye olarak mimar Ahmet Ağaya bu çeşmeyi yaptırmıştır. Yuvarlak bir kaide üzerine dört köşe olarak yapılan çeşmenin köşeleri yuvarlatılarak birer sebil yerleştirilmiş, orta kısımlara da yalaklı birer çeşme konmuştur. Dört cephesi de tezyinatlı olan çeşme geniş saçakları, sivri külahıyla çeşme mimarisinin en güzel örneklerindendir. Ön yüzde III. Ahmet ve şair Seyyid Vehbi adları bulunmakta, diğer yüzlerde ise III. Ahmet ve sadrazam İbrahim paşa için yazılan 5-6 mısralık bir kaside yer almaktadır.
III. Ahmet’in diğer bir meydan çeşmesi de Üsküdar da iskele meydanında bulunmaktadır. Bu çeşme 7.80x7.80m. ebadındaki ahşap çatısıyla ve dört yüzündeki taş işlemeciliğiyle dikkati çekmektedir.
Diğer bir meydan çeşmesi de 1732 de I.Mahmut tarafından yaptırılan Tophane çeşmesidir. Dört yüzünde nefis taş işçiliği örnekleri bulunmakta dört cepheyi dolaşan kırk mısralık tarih kasidesi görülmektedir. Bunun da mimarı Mehmet Ağa’dır.
Ayrıca Azapkapıda 1733 de I. Mahmut’un annesi Saliha sultan için yaptırılan, aynı tarihte set üstünde bulunan ve 1956 da deniz kenarına indirilen Kabataş çeşmesi, 1793 de yapılan Süleymaniye önündeki çeşme, Küçüksu kasrı yanındaki 1807 tarihli çeşme önemli meydan çeşmelerindendir. Bunların son örneğini Sultanahmet meydanında Alman imparatoru II. Wilhelm’in II. Abdülhamit’i ziyareti sırasında hediye olarak yapılan Alman çeşmesi teşkil eder. 1901 de açılan çeşmenin kubbesi içinde II. Abdülhamit ve II. Wilhelm’in mozaik armaları işlenmiştir. Bugün artık suyu akmayan sebil ve çeşmeler İstanbul’u süsleyen mimari unsur olarak kalmışlardır.  

 



<<
2 3    
>>
 Videolar
 Sık Kullanılanlara Ekle
 Arkadaşına Tavsiye Et
 Anasayfam Yap

     
 
 
   
 


 
   
TÜRKÇE
MyTurkiye.info E-posta Gönder
Tasarım SystemImage 2007
ENGLISH DEUTSCH FRANÇAIS ESPAÑOL ITALIANO NEDERLANDS 日本語 РУССКИЙ 中文