Yan neflerin ve narteksin üzerinde yer alan galerinin zemini de binanın diğer yerleri gibi mermer döşelidir. Ayasofyanın en güzel mozaikleri bu katta yer alır. Sağda yer alan ok istikametini takip ederek gezimize devam edelim. Geniş bir galeriye gelmiş oluruz. Ortada yeşil sütunlu bir yerden imparatoriçe ve maiyeti ile devlet büyüklerinin eşleri aşağıdaki merasimi seyrederlerdi. Biz de şimdi her ne kadar bir merasim yoksa da buradan Ayasofyanın görkemini seyredebiliriz. Yolumuza devam ederek sola doğru kıvrılalım. Burada bizi ahşap görünüşlü fakat mermerden yapılmış cennet ve cehennem kapısı karşılar. Kapının sağ tarafı bitki motifleriyle cenneti, düz olan diğeri ise cehennemi temsil eder. Bu kapıdan içeri girelim. Şimdi içinde bulunduğumuz galeri Bizans döneminde konsüllerin dini toplantılar yaptığı yer olarak bilinir. Hemen arkamızda yer alan muhteşem Deisis mozayiği 12.yy. da Comnenoslar devrinden kalmıştır. Meryem, İsa, St.Jean portrelerinin başarılı bir şekilde işlendiği bu mozayiğin ne yazık ki alt kısımları dökülmüştür.
Apsise doğru devam ettiğimizde imparator ailesinin mozaikleriyle karşılaşırız. Sağda yer alan mozaikte ortada Meryem ve oğlu, yanlarında Comnenos hanedanından imparator II.İoannes Comnenos ile imparatoriçe Eirene tasvir edilmiştir. İmparator İsa’ya bir kese altın, imparatoriçe de İsa’ya şehrin fermanını vermektedirler. Macar kralının kız kardeşi olan Eirene’nin macar ırkına özgü güzelliği burada tam olarak aksettirilmiştir. Bir köşeye sıkıştırılarak yapılan diğer mozaikte imparatoriçenin oğlu Aleksius’un portresi görülür. Çok genç yaşta veremden ölen prensin hastalıklı yüzündeki anlam Bizans portre sanatının en güzel örneklerindendir.
Solda yer alan kompozisyonda ise imparator 9.Konstantin Monomakos ile imparatoriçe Zoe yer almıştır. Zoe Bizans tarihinin en ünlü kadınlarından birisidir. Son derece
güzel olmasına rağmen 45 yaşına kadar evlenememiş, daha sonraları Romanos Argiros adlı bir komutanla evlenmiştir. Kısa bir süre sonra Argiros banyoda ölü bulununca Zoe IV.Mikhael adlı biriyle yeniden evlenmiş Mikhael de ölüm korkusuyla imparatorluktan vazgeçip rahip olunca onun yeğenini evlat edinmiştir. Bu genç de iktidarı ele geçirerek imparatoriçeyi adalara sürgüne göndermiş ama bir müddet sonra İstanbul halkı ayaklanarak tekrar Zoe’yi imparatoriçe yapmışlardır. İşte Zoe’nin bu fırtınalı hayatı mozaiklere de tesir etmiş, imparatorun vücudu eski eşlerinden birisine ait olmasına rağmen yüz kısmının son eşi Monomakos’a ait olduğu görülmüştür. Kompozisyonda İsa takdis eder vaziyettedir. Monomakos İsa’ya bir kese altın, Zoe ise şehrin fermanını sunmaktadır.
Bu değerli mozaikleri gördükten sonra tekrar geriye dönelim. Sağ tarafımızda yer alan ve son derece sanatkârane işlenmiş sütun başlıklarının üzerindeki kemer ve duvarlarında 6.yy.dan kaldığı sanılan altın yaldızlı mozaikleri görürüz. Rampalı yolun bulunduğu kısma doğru ilerleyerek sağ tarafta yer alan kuzey galerisine girelim. Burası da güneyde gördüğümüz galeriye benzemekle birlikte figürlü mozaik bakımından son derece fakirdir. Sadece sağ taraftaki duvarın güney batı ucunda I.Aleksandros’un mozayiği görülür. Bu galerinin tavanı yapıldığı tarihten kalan göz kamaştırıcı altın yaldızlı mozaiklerle tezyin edilmiştir.
Osmanlı sultanlarının ilgisiyle ayakta kalabilen bu görkemli yapıyı gördükten sonra gezimizi tamamlamış oluruz.
|