| |
|
M.Ö. 1085-341 e kadar sürmektedir. Büyük İskender’in Mısırı zaptetmesinden sonra onun haleflerinden Ptolemayos kendi adıyla bir krallık kurmuştur. Bu krallık da M.Ö. 30 yılında Romalılar Mısırı alıncaya kadar sürmüştür.
Mısır kralları tanrının oğlu olarak görev yapmakta ve adına da Firavun denilmektedir.
1822 yılında Fransız bilgini Champollion, Mısır hiyerogliflerini okuyunca Mısır tarihi ve ona dayalı olarak Anadolu tarihi de açıklığa kavuşmuştur. Piramitleriyle, lahit ve sfenksleriyle Mısır sanatı çok ilginçtir.
Bu salonda yer alan 2 nolu vitrinde M.Ö. 1200-525 arası Mısır lahitleri sergilenmiştir. Bunlar Teb yakınında Der-el Bahri de bulunmuş olup Amon tapınağının rahip ve rahibelerine aittirler. Alçı lahitlerin üzeri dini metinler, tılsımlar ve mitolojik sahnelerle çok renkli olarak boyanmıştır. Başta ahşap bir erkek lahdi bulunur. Yatırılmış lahit ise M.Ö. 935-730 tarihli olup İsıs isminde bir erkeğe aittir. Karşısındaki açık lahit (M.Ö. 1200-935) Bak-Na-Mut ve kendisinindir. Vitrindeki diğer lahit ise Horsiesi’nindir.
Yine bu vitrinde yer alan ve kanop adı verilen vazolar ölülerin iç organlarının tek tek yerleştirildiği kaplardır. Bunlar mumya ile birlikte mezara konulmaktadır. Vitrinde Boncuk örtüler tahta mumya yastıklar ve Boncuk sepetleride sergilenmektedir.
Bu salondan çıktığımızda duvarlarda babil-iştar kapısının sırlı tuğladan yapılmış aslan-boğa panoları görülür. Aslan tanrıça İştar’ın, boğa tanrı Hedad ve Marduk’un kutsal hayvanlarıdır.
Babil Tören yolunun Aslan panosu yanında, tam karşımızdaki 4 nolu vitrinde M.Ö. 5000 yıllarına ait Tel Halaf ve Eski Tunççağı Nineve seramikleri ile M.Ö. 4 bin sonu 3 bin başı Asur’da bulunan eserler sergilenmiştir. Bunlar 1849 larda İngiliz Layard’ın Nineve ve Kalhu kazılarından ve Alman W.Andrea’nın Asur’da yaptığı kazılardan çıkan eserlerdir.
Buradan IV.nolu Mezopotamya eserleri salonuna geçilir. Solda yer alan Babil-iştar kapısı boğa ve Ejder kabartmaları yanında 5 nolu vitrinde M.Ö. 3000 lere ait Adab kralı Lugaldalu’nun kireç taşından heykeli, yanında çıplak rahip kabartması, dua eden rahip heykeli görülür. Vitrinin diğer eserleri Tello kazı buluntuları, adak heykelleri, I. Lagaş hanedanına ait adak kaplıdır. Vitrinin diğer yüzünde I. Lagaş hanedanının ilk kralı Urnanşe’ye ait (M.Ö. 2520) adak kapları sergilenmiştir. Sağ köşede kral Eanatum’a ait kaide (M.Ö. 2450), vitrinin –c- yüzündeki duvarda ise yine Urnanşe’ye at iki adak levhası görülür.
Vitrinin zemininde de eski sümer çağının bir mimari özelliği olan dikdörtgen, üstleri dışbükey tuğlalarla balık sırtı tekniğinde yapılmış duvarlar örneği gösterilmiştir. Yanına tunç çivi heykelcikler serpiştirilmiş olup, bunlar M.Ö. 2600 yıllarına aittir.
Vitrinin duvara tekabül eden –d- yüzünde silindir mühürler, mızrak uçları ve kolyeler sergilenmiştir. Önde I. Lagaş hanedanının son kralı Urukagina’nın (M.Ö. 2355) mühür baskısı görülür, yine bu vitrinde Lagaş kralı Ukargal’ın tahtını süsleyen kalker aslan başları, Nipur adak levhaları ve adak heykelleri yer almıştır.
6 ve 7 nolu vitrinde M.Ö. 2600-2350 Er hanedan çağı Fara kazısı buluntuları olan boğa kaideli çifte vazo, tunç aletler, topuz başları ve makyaj kutuları sergilenmiştir.
Dicle ve Fırat arasındaki topraklara Mezopotamya, bu topraklardaki uygarlıklara da Mezopotamya uygarlığı denmiştir.
Bu uygarlıkların en eskisini biz taş çağı kültürünü ve ondan sonra gelen kalkolitik yani maden taş devri kültürünü Tel Halaf da görüyoruz. Ancak M.Ö. 4 bin yılın sonlarına doğru Mezopotamyaya gelen sümerler yüksek bir kültüre kavuşmuşlardır. İlk defa yazıyı bulan Sümerlerin Dicle ve Fırat ırmaklarının kıyılarına kurdukları şehir devletleriyle idare edildiklerini görüyoruz. Şehir beyi aynı zamanda baş rahip olarak da vazife görmektedir.
|
|
|
Eski Sümer çağı kendi içinde iki ana bölümde incelenir. 1. Eski Çağlar; Bunlar buluntu yerlerine göre ad alırlae ve Uruk (M.Ö. 3300-3100) ile Cemdet-Nasr (M.Ö. 3100-2850) çağları diye tanımlanırlar.
2. İlk Hanedanlar çağı da M.Ö. 2850-2350 tarihleri arasına konur. Kiş, Uruk, Ur, Lagaş şehirlerinde temsil edilmiştir. M.Ö. 2340 yıllarında sami ırkından Akadlar ortaya çıkmış, Akad kralı Sargon sümer şehir devletlerine son vererek bir büyük devlet kurmuştur. Daha sonra gelen kral Naramsin de bu devleti sağlam temellere oturtmuştur. M.Ö. 2150 yıllarında Mezopotamya’daki bu krallık da doğudan gelen Gutilerin akınlarıyla yıkılmıştır. Ancak güneydeki bu akınlardan pek fazla etkilenmemiş, Sümer hanedanlığına ait şehirler bağımsızlığını ilân etmişlerdir. İşte M.Ö.2150-2000 yılları arasındaki bu çağa “Yeni Sümer Çağı” denilmiştir. Çağın başlarında II. Lagaş hanedanı rahip krallarından Urbaba ve özellikle damadı Gudea’nın bayındırlık hareketleriyle dolu devrinde Sümer kültürü yüksek bir düzeye erişmiştir. Lagaştan sonra Uruk, daha sonra da Ur şehirleri siyasal üstünlük sağlamışlardır. M.Ö. 2111-2000 yıllarında III. Ur hanedanı kuzey doğu Suriyeye kadar yayılmıştır. M.Ö. 2000 yıllarında ise Mezopotamyada eski Babil çağı dediğimiz çağ gelirki I. Babil hanedanının en büyük kralı kanun koyucu Hammurabi’dir. (M.Ö. 1792-1750) Bu akıllı kralın ölümünden sonra eski babil krallığı İran’dan göç eden Kasitlerin tesiriyle zayıflamış ve bu krallık 1594’de Anadolu’da büyük bir imparatorluk olan Hitit kralı I. Murşil tarafından ortadan kaldırılmıştır.
Mezopotamya tarihi hakkında genel bilgi verdikten sonra 8. vitrindeki Akad çağı eserlerini görelim. Vitrinde kireç taşı, heykel parçası, Akad krallarından Rimuş ve Naramsin’e aid mermer vazolar, tunç akad baltası görülmektedir. Sağda ise Naramsin’e aid bir yazıtlı yapı

|
<< |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
7 |
8 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
>> |
| |
|
|
|
|
 |